Bölgesel Gelişmelerin Üretime Etkisi | Üçtem Genel Müdürü Ömer Çetinkaya Anlatıyor

Duyuru 07.08.2026
Bölgesel Gelişmelerin Üretime Etkisi | Üçtem Genel Müdürü Ömer Çetinkaya Anlatıyor
Son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler, üretimden tedarik zincirine kadar birçok alanda etkisini hissettirmeye devam ediyor. Artan maliyetler, lojistik zorluklar ve hammadde erişimindeki dalgalanmalar, üretici firmalar için yeni bir denge arayışını beraberinde getiriyor.

Üçtem Genel Müdürü Ömer Çetinkaya ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; son bölgesel gelişmelerin üretime etkilerini, karşılaşılan zorlukları ve Üçtem’in bu sürece nasıl adapte olduğunu konuştuk.

1. Son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler Üçtem’i nasıl etkiledi?

Son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler, özellikle tedarik zinciri yönetimi ve maliyet yapıları üzerinde doğrudan etkisini göstermiştir. Hammaddeye erişim, fiyat istikrarı ve lojistik süreçlerde yaşanan dalgalanmalar, üretim planlamasını daha dikkatli ve kontrollü yönetmeyi gerektirmiştir.

Bununla birlikte, bu süreç Üçtem’in üretim altyapısının dayanıklılığını test eden önemli bir dönem olmuş; aynı zamanda daha güçlü, öngörülü ve stratejik bir planlama yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymuştur.

2. Hammadde ve üretim süreçlerinde ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Bu süreçte en belirgin zorluk; hammadde fiyatlarında yaşanan ani değişimler ve tedarik sürelerindeki belirsizlikler olmuştur. Bu durum, üretim süreçlerinin daha esnek, hızlı ve dinamik bir yapıya kavuşturulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Öte yandan, artan maliyet baskısına rağmen kalite standartlarını koruyabilmek, süreç yönetiminde en kritik denge unsurlarından biri olarak öne çıkmıştır. Üçtem olarak bu dengeyi sürdürülebilir şekilde yönetmek, öncelikli odak noktalarımızdan biri olmuştur.

3. Bu süreçte Üçtem nasıl bir reaksiyon aldı?

Üçtem olarak bu süreci bekleyen değil, yöneten bir yaklaşımla ele aldık. Alternatif tedarik kanalları oluşturduk, stok yönetimini güçlendirdik ve üretim planlamasını daha esnek hale getirdik.

Ayrıca, süreçleri daha yakından takip ederek hızlı karar alma mekanizmalarını devreye aldık. Bu sayede operasyonel sürekliliği korumayı başardık.

4. Bölgesel riskler uzun vadede üretim stratejinizi nasıl etkiliyor?

Bu tür gelişmeler, üretim stratejisinde daha sürdürülebilir ve kontrollü bir yapının önemini artırıyor.

Artık sadece üretmek değil; doğru zamanda, doğru maliyetle ve sürdürülebilir şekilde üretmek ön plana çıkıyor. Bu da daha planlı, veri odaklı ve esnek bir üretim modeli gerektiriyor.

5. Bu süreçte Üçtem’in en büyük avantajı ne oldu?

En büyük avantajımız, güçlü üretim altyapımız ve deneyimli ekip yapımız oldu.

Üçtem olarak yıllar içinde oluşturduğumuz üretim disiplini ve kriz yönetimi tecrübesi, bu tür dönemlerde daha hızlı adapte olmamızı sağlıyor.

6. Önümüzdeki döneme dair öngörüleriniz nelerdir?

Kısa vadede dalgalanmaların devam edeceğini öngörüyoruz. Ancak bu durum, güçlü ve doğru yönetilen firmalar için aynı zamanda bir fırsat da barındırıyor.

Üçtem olarak bu süreci; daha sağlam bir yapı kurmak, süreçlerimizi geliştirmek ve global pazarda daha güçlü konumlanmak için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

7. Bölgesel gelişmelerin Türkiye üretim ekosistemine genel etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler, Türkiye’yi üretim açısından hem zorlayan hem de konum olarak öne çıkaran bir noktaya taşıdı.

Bir tarafta; enerji maliyetleri, döviz dalgalanmaları ve hammaddeye erişimde yaşanan belirsizlikler üretim maliyetlerini artırırken, diğer tarafta Türkiye’nin coğrafi avantajı ve üretim kabiliyeti, global firmalar için alternatif bir üretim merkezi olmasını sağladı.

Bu durum, yerli üreticiler için rekabeti artırırken aynı zamanda yeni iş fırsatları da oluşturdu. Ancak bu fırsatları değerlendirebilmek için firmaların daha hızlı, esnek ve stratejik hareket etmesi gerekiyor.

8. Artan bölgesel riskler karşısında üretici firmaların nasıl bir yol haritası izlemesi gerekiyor?

Artık üretim sadece maliyet odaklı bir süreç değil; risk yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı bir yapı haline gelmiş durumda.

Bu nedenle üretici firmaların; tedarik zincirini çeşitlendirmesi, alternatif hammadde kaynakları oluşturması ve stok yönetimini daha stratejik hale getirmesi gerekiyor. Aynı zamanda dijitalleşme ve veri odaklı karar mekanizmaları, bu tür dalgalı dönemlerde firmalara ciddi avantaj sağlıyor.

Türkiye özelinde bakıldığında ise, üreticilerin yalnızca iç pazara değil; global pazarlara daha fazla entegre olması, markalaşma ve katma değerli üretime yönelmesi kritik önem taşıyor.
Tüm Yazılara Dön
Bize yazın
Ürün Karşılaştırma 0/4